20 Şubat 2009 Cuma


İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkar. Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle,
"Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?" der.
Baba; "Ben de yorgunum oğlum"' der demez çocuk ağlamaya baslar.
Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal keser. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontar. Sonra dalı olguna verir.
"Al oğlum, sana güzel bir at" der. Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biner ve sıçrayarak, ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlar. Babasını ve ablasını geride bırakmıştır bile...
Baba gülerek kızına: "İste yasam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et. Bu at, bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek, bir şiir yada bir çocuğun tebessümü olabilir."
Değnekten atınız hiç eksik olmasın.....

4 yorum:

havvanur dedi ki...

amin funda seninde ama degnekten atlarla artık çocuklarımız oynuyor.)) biz büyüdük ne çabukk

funda dedi ki...

valla bence mantıklı bir de balık vermektense balık tutmayı öğretmek lazım derler ya ona da katılırım yürekten...

tatesal dedi ki...

Evet canım gerçekten öyle.Bende dün aynı şeyi düşünüyordum bu blog çalışmaları için.İnanki bu blogda benim değneğim oldu...
3 prenses kabul etti.Perşembe günü yani 26 şubat 2009 da 12.30 da Ermerkezde buluşalım...Yinede bana haber ver olur mu...

funda dedi ki...

Havvanur, keşke büyümeseydik dimi:) zaman kayıp gitti avuçlarımızdan, çocuklarımızda artık atla avunmuyorki...
Fundacığım, sevgili adaşım, gönülsen katılıyorum sana...Balıkla ilgili bir yazı var sen söyleyince aklıma geldi, birazdan onuda ekliyim, oda çok anlamlı..
Tülinciğim, tamamdır buluşalım, LİMON CAFE (reklamda yaparmışım arada:) amanda aman) olabilir.
Herkese sevgiler....